Doğuşundan Günümüze Dijital Pazarlama

Dijitalin hayatımızda girmediği alan kaldı mı? Sabah kahve demlerken teknolojinin kolaylıklarını düşünüyordum. Sonra kendime bu soruyu yönelttim; “Sahi hayatımda dijitalin değmediği, hâlâ manuel kalan neler vardı?” Kahvemi makine kullanmadan demlemem beni yeni bir sorgulama deryasının içine atmıştı.

Yapılan araştırmaları incelediğimizde son 30 yılda, her zamankinden daha fazla teknolojik gelişme yaşandığını ve bu gelişmelerin dijital dünyayı hayatımızın vazgeçilmezi haline getirdiğini görüyoruz. İnsan ilişkileri, alışveriş, gezme, iletişim, haberleşme, ekonomi, siyaset… Hayatımızda dijitalin neredeyse değiştirmediği hiçbir nokta yok. Peki bu nasıl oldu? Hayatımızın merkezine oturan dijital bunu nasıl başardı? Bu sorunun cevabı aslında yine dijitalin kendinde saklı. Şimdi başkaları için uyguladığı teknikleri zamanında kendi için yaptı: Pazarlama Stratejileri. Günümüzdeki adıyla: Dijital Pazarlama.

Doğuşundan Günümüze Dijital Pazarlamanın Gelişimi

Dijital pazarlama bir kavram olarak ilk defa 1990’larda gündeme gelmişti. Yaşanan teknolojik gelişmelerle birlikte gazete, dergi, radyo ve televizyon gibi yazılı ve görsel medya kanallarıyla yapılan geleneksel pazarlama yerini dijital pazarlamaya bıraktı. Ölçülebilir olması, geleneksel pazarlamaya göre çok daha küçük bütçeler gerektirmesi ve kolayca müdahale edilebilir olması gibi avantajları dijital pazarlamayı daha tercih edilir hale getirdi.

90’lı Yıllar

90’ların başında internetin hayatımıza girmesi ile kullanıcılar sadece bilgi edinebildikleri bir platform ile tanıştılar. 1994 yılında ise e-posta kullanımının başlamasıyla birlikte hem bilgi aldıkları hem de bilgi verdikleri bir alana kavuştular ve böylece yeni bir pazarlama yönteminin önü açılmış oldu.

1994 yılına gelindiğinde ise Yahoo ortaya çıktı ve ilk e-reklamlar verilmeye başlandı. 1998 yılında Google’ın yanı sıra Blogger, Myspace, MSN gibi sosyal platformların da hayatımıza girmeleri önemli gelişmelerdi. Sonrasında markalar bu yeni kanalları kullanarak reklam yapmanın yollarını aramaya başladılar. Ezberleri bozan ve reklam dünyasında yeni bir çağ başlatan dijitale ilk adım böylece atılmış oldu.

2000’li Yıllar

2000’li yılların gelişmelerinin en başını şüphesiz Google’ın arama motorunu geliştirmekle yetinmeyip, Adwords ve Adsense gibi pazarlama araçlarını da piyasaya sürmesini yerleştirebiliriz. Reklamların kullanıcıların isteklerine göre yapılmasını sağlamak için, kullanıcılarının sorgularının içeriği analiz edilmeye başlandı. Pazarlamacılar için kullanıcı verilerini toplamak ve analiz edebilmek oldukça yararlı bir araç haline geldi. Böylece Google reklamları, dijital pazarlamanın en önemli yapıtaşlarından biri haline geldi.

Her yeni platform, e-reklamlar için yeni bir pazar demekti. 2002’de kurulan Linkedin’ı, 2004’te Facebook, 2005’te Youtube, 2006’da Twitter ve 2010’da Instagram takip etti. Böylece dijital pazarlama artık yan bir seçenekten çok markaların var olmak zorunda hissettikleri bir kanala dönüştü. Geleneksel pazarlama yöntemleri yerlerini arama ağı reklamları, sosyal medya reklamları, video reklamlar gibi doğru hedef kitleye ulaşmanın daha kolay olduğu; sonuçları ölçümlenebilen ve sonuç aldığınıza ödeme gerektiren, aynı zamanda daha ekonomik reklam modellerine bıraktı.  Bu reklam modelleri hayatımıza girerken yanlarında yeni meslekleri ve kavramları da getirdi.

Bir sonraki yazımda da bu meslekler ve kitleleri hakkında konuşalım. O zamana kadar kendinize iyi bakın! Hoşça kalın!

Scroll to Top