Duygusal Bankalarımızı Doldurmak

Havaların gitgide soğumaya başladığı kışın kendisini fazlasıyla hissettirdiği bir de üzerine Covid-19 salgınıyla evlerimize kapandığımız 2020 yılında çok fazla yorulduk. Çokça umudumuzu kaybettik ve belki de bazılarımız, bundan sonra hayatımız hep böyle mi gidecek, sorularına takılı kaldı.

İşte tam da bu zamanlarda kullanabileceğimiz umutsuz, mutsuz ve keyifsiz hissettiğimizde umut ağacımızı tekrar yeşertecek bir konudan bahsetmek istiyorum sizlere.

Duygusal Bankalarımız

İstisnalar olsa da pek çoğumuzun yaklaşık 18 yaşından itibaren banka hesapları var. Bu banka hesaplarında kimimizin 5 kuruş parası yokken kimimizin ise yıllarca yaşamını sürdürebileceği kadar yüklü banka hesapları var. Bazılarımızın banka hesapları ortak. Bazılarımızın banka hesapları anne babalarımız tarafından belki de doğmadan önce oluşturulmuş ve gelecek zamanlarda kullanılmak üzere birikim yapılmış. Aylık alışverişlerimizi, harcamalarımızı bu banka hesabımızdaki paraya göre yapıyoruz. Hatta bazı durumlarda tıpkı Covid-19 salgını gibi o bankaya para koyamadığımız durumlarda var olandan kullanmaya başlıyoruz, ne kadar dolu bir banka hesabımız var ise maddi olarak da o kadar rahat hissediyoruz.

Peki aynı şey duygusal tarafımız için de geçerliyse?

Anne rahmine düştüğümüz günden bugüne, hatta anne ve babamızın kendi anne babalarının da yaşadıklarını göz önüne alırsak zihnimize kazınmış, bizzat yaşadığımız veya bize anlatılan birden çok hikâyeye, anıya maruz kalmaktayız. İstenen bir çocuk olmak, sevgi dolu bir ailede yetişmek, annemizin bize sarılışı, kardeşimizle oynadığımız oyunlar duygusal bankalarımıza yüklediğimiz an’lardan oluşuyor.

Zaman Yolculuğu

Hadi gelin birlikte bir yolculuğa çıkalım. Varsayın ki birlikte bir zaman trenine bindik. Sizinle aynı kompartımanda seyahat ediyoruz. Siz camdan dışarı baktıkça anılarınızı görebileceksiniz ve bana anlatacaksınız. Şimdi trenin ilk istasyona gitmesini yani hatırlayabildiğiniz en eski anıyı bulmanızı istiyorum.  Hatırladığınız en eski anıyı düşünmeye başlayın. Olumlu veya olumsuz olması önemli değil. Ancak hatırladığınız en eski anı olması önemli. Bu anı 3 yaşından bir anı da olabilir ilkokul yıllarından da olabilir veya sizin hiç hatırlamadığınız ancak size anlatılan bebeklik dönemine ait bir anı da olabilir. Unutmayın ki 6-7 yaş öncesi anılar çoğu zaman hayal meyaldir ve rüya mı gerçek mi ayırt etmekte zorlanabilirsiniz. Ancak bazen rüyalarımızda duygusal bankamıza koyabileceğimiz çok güzel anılardır.

Evet eğer hatırladığınız en eski anıyı bulduysanız, sıkı tutunun zaman trenimiz yolculuğuna bu ilk istasyondan başladı. Şimdi sizden istediğim şey bugüne kadar olan yani bu yazıyı okuduğunuz an’a kadar olan tüm hayatınızı o trenin camından izlemeniz ve bugün size iyi hissettiren an’ılarınıza ulaşmanız. Kronolojik olmasına gerek yok. Neler hatırlayabiliyorsunuz düşünün veya daha kalıcı olmasını istiyorsanız yazın. 

Zaman yolculuğunu bitirdiyseniz şimdi kendinize şunu sorun;

 ‘‘Benim bu zamana kadar deneyimlediğim şeyler içinde duygusal bankama koyacağım ne gibi an’ılarım var?’’

Bir arkadaşımla içtiğim kahve, bir güneşin doğuşu, bir kar tanesinin yüzüme dokunuşu, bir çocuğun elimi sıkışı, onun bana ilk kez seni seviyorum dediği an, zorlandığım bir dersten geçtiğimi öğrendiğim zaman, ailecek yenen bir akşam yemeği, kendi başıma kazandığım ilk para, zor bir ameliyat süreci sonrası tekrar hayata dönüşüm, 2020 yılına rağmen halen hayatta kalmam….

Duygusal bankanıza çok büyük anılar koymanıza gerek yok. Ne güzel demiş atalarımız, “Damlaya damlaya göl olur,” bazen küçük an’lar, koskocaman anılara dönüşebiliyor.

Buraya kadar her şey güzel, peki ya bu tren yolculuğundan elinde kocaman bir sıfırla ayrılanlar ne olacak? Kötü bir hayat geçirmiş olabilirsiniz, şansızlıkların sizi bulma ihtimali daha yüksek olabilir. Ama bir insanın tamamen kötü veya tamamen iyi bir hayat yaşaması mümkün değildir. Benim duygusal bankam eksilerle dolu. Eksi hesaptayım ve asla düzlüğe çıkamıyorum diyen çok insan duydum.

Peki bunu düzeltmek için neler yapıyorsunuz?

Bazen çevremiz bizim kontrol edemediğimiz pek çok olumsuzluğu barındırır. Ruh emici dediğimiz arkadaşlara, aile bireylerine veya bir işe sahibizdir. Ancak problemlere odaklanmak hayatımızın içinde olan pek çok güzelliği de görme noktasında bizi kör hale getirir. Tren yolculuğunda duygusal bankalarına koyacak bir anı bulmakta zorlananlar için şimdi, şu andan başlayarak etraflarına bir çocuk şaşkınlığı ve merakıyla bakmalarını öneriyorum. Çevrenizdeki her şeyi bir yabancının gözüyle tanımaya çalışın. Her gün gidip geldiğiniz işinize, sorun yaşadığınız aile bireylerine merakla bakmaya çalışın. Kurtulmaya çalışmak yerine, keşfetmeye çalışın.

Sonrasında da yediğiniz yemeği sadece karnınızı doyurmak için değil tadına vararak, keyfini çıkararak yemeye çalışın. İçtiğiniz suyun boğazınızdan geçişini, ağzınızı nasıl ıslattığını, susuzluğunuzu nasıl dindirdiğini fark edin.

Havayı koklayın mesela, güneşe bakmaya çalışın, kamaşan gözlerinizle sağınıza solunuza bakın, neler farklı?

Gün içerisinde çok fazla an deneyimliyoruz. Ancak bizi tehlikelerden korumaya and içmiş beynimiz olumsuz anlarımızı hatırlamaya daha meyilli. Bu nedenle bazen olumlu an’ları ortaya çıkarmak için çaba sarf etmemiz gerekiyor.

İşte o an’ların her biri de duygusal bankanıza koyacağınız birikimleriniz.

Duygusal bankalarınız her daim dopdolu olması dileğiyle.

Şimdiden keyifli ve sağlıklı yıllar.

Scroll to Top